ORTADOĞU İNŞAAT, TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR ŞİRKETLERİ ARASINDA
Ortadoğu Holding İcra Kurulu Üyesi ve Ortadoğu İnşaat Grup Başkanı Nusret Kayhan Apaydın; kariyer yaşamına, Türkiye’de inşaat sektörüne ve Ortadoğu Holding’in faaliyetlerine dair sorularımızı yanıtladı

Ortadoğu Holding ile yollarımız 1996 yılında ilk kez kesişti

Tüm bu yıllar boyunca Gür Ailesi ile yakın ilişkimiz, karşılıklı sevgi ve saygımız her zaman devam etti

Ülkemizin kalkınma ve büyüme yolculuğunda Ortadoğu İnşaat’ın üstleneceği daha çok görev ve proje olduğuna inanıyor ve grup olarak buna hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum

Normal şartlarda her yıl yaklaşık 1 milyon adet konutun üretilmesi, ülkemiz için reel bir ihtiyaçtır

Türkiye olarak yeni dünyada yerimizi daha güçlü bir şekilde alacağımıza ve yeniden bir cazibe merkezi olacağımıza inancımız tam


Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan ve kariyerine başarılı bir başlangıç yapan Nusret Kayhan Apaydın’ın Ortadoğu Holding ile yolu, ilk kez 1996 yılında, Memorial Hastanesi’nin kuruluş yıllarında kesişti. 2002 ve sonrasında ise farklı firmalarda üst düzey pozisyonlarda çalışan Apaydın, 2018 yılından itibaren tekrar Ortadoğu Holding bünyesine dâhil oldu. Apaydın şu an Ortadoğu İnşaat Grup Başkanlığı ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerini yürütüyor. Bizler de siz Mono okurları için kendisinden kariyer yolculuğu, özel yaşamı, Ortadoğu Holding ile uzun yıllara dayanan ilişkisi ve inşaat sektörüne dair detayları dinledik.

Dilerseniz önce sizi tanıyarak başlayalım. Öğrenim hayatınızı ve kariyer hikâyenizi bizimle paylaşabilir misiniz?ORTADOĞU İNŞAAT, TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR ŞİRKETLERİ ARASINDA - SÖYLEŞİ - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası

35 yıla varan kariyer hikâyem biraz uzun olacağı için umarım sizleri sıkmam. Ancak özellikle genç arkadaşlarımızın, bir endüstri mühendisinin iş yaşamında nelerle karşılaşabileceğini görmesi açısından anlattıklarımın yararlı olabileceğini düşünüyorum. 1961 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelmişim. Babamın hava kuvvetlerindeki görevi nedeniyle doğumumdan altı ay sonra, 1970 yılına kadar kalacağımız Eskişehir’e tayin olmuşuz. Daha sonraki durağımız ise 1987 yılına dek yaşayacağım başkent oldu ve böylelikle öğrenim hayatımın tamamını Ankara’da geçirdim. 1978 yılında Ankara Aydınlıkevler Lisesi’nden, 1983 yılında ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Aynı yıl oldukça renkli günlerin beni beklediği iş hayatına atıldım.

Aslında ilk işim ilginç bir rastlantı eseri inşaat sektöründe oldu. Sadece 20 gün de olsa Ankara Çankaya’da bir inşaat şantiyesinde fiberglas kalıp üretim atölyesinde “üretim kontrol mühendisi” olarak görev yaptım. Ancak daha önce başvuruda bulunduğum bir firmadan işe kabul edildiğim haberi geldi. Henüz ilk maaşımı almadan direkt oraya geçiş yaptım. Söz konusu firma, ülkemiz açısından çok stratejik bir ürün olan rulman üretimini Steyr Daimler Puch lisansı ile ilk kez yapacak olan firmaydı. Kurucu kadro arasında genç bir mühendis olarak 1983-1987 yılları arasında Üretim, Planlama ve Kontrol Birimi’nde çalıştım ve fabrikamızın dönemin Başbakanı rahmetli Özal tarafından açılışına tanıklık ettim. Hatta o yıllarda profesyonel organizasyon şirketleri henüz yaygın olmadığı için açılış programında sunuculuk görevini ve Özal’ın mihmandarlığını da ben üstlenmiştim.

Bir sonraki işim savunma sanayisi alanındaydı. General Electric ile ortak teşebbüs şeklinde Eskişehir’de kurulan ve F-16 uçak motorlarının üretildiği Tusaş Motor Sanayi’nde (TEI) Envanter ve Konfigürasyon Kontrol Uzmanı olarak 1987 yılında başladığım görevimi Tedarik Zincir Direktörü olarak 1991 yılında tamamladım. Bu arada ürettiğimiz 100. motorun kutlama törenlerine katılan Özal ile tekrar karşılaşma fırsatını elde etmiş oldum. TEI’deki çalışma süremde gerek ülkemizde gerekse Amerika’da pek çok eğitim programına katılma imkânımORTADOĞU İNŞAAT, TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR ŞİRKETLERİ ARASINDA - SÖYLEŞİ - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası oldu ve GE’nin efsanevi CEO’su Jack Welch ile tanışma ve sohbet etme fırsatını yakalamam kariyerimdeki önemli anılarım arasında yerini aldı. Eskişehir’deki yıllarım sırasında hayatıma çok ama çok değer katan bir gelişmeyi de yaşamış oldum. Sevgili eşim Filiz Hanım ile evlendik ve kızımız Büşra da yine bu şehirde aramıza katıldı.

1991 yılında artık ufukta İstanbul görünüyordu. Bir çağrı üzerine yüzde 100 İsviçre sermayesi ile HÜNİ Deri Makinaları A.Ş.'de Fabrika Müdürü olarak göreve başladım.. Deri üzerindeki kimyasal işlemlerinin yapıldığı makinaları ve otomasyon sistemlerini üreterek dünyanın dört bir tarafına ihraç ediyor, kuruyor ve işletmeye alıyorduk. 1996 yılının ortalarına dek görev yaptığım firmadaki son pozisyonum genel müdür vekilliğiydi. Burada ayrıca o yıllarda sadece ithalat yoluyla ülkemize gelen uzun ebat lüks parkenin, bir yan ürün olarak egzotik Afrika ağaçlarından Türkiye’de üretimini ilk kez gerçekleştirmiş ve pazara sunmayı başarmıştık.

Bu sırada kader, ağlarını örüyor ve Ortadoğu Holding ile yollarımızı 1996 yılında ilk kez kesiştiriyordu. Ailemize oğlumuz Burak’ın da katıldığı bu yılda Memorial yatırımcılarına genel müdür pozisyonu için önerilmiş ve görüşmeler sonucu aynı yıl ağustos ayında göreve başlamıştım. Bu görev için ilk görüşmemizi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Gür ile yapmıştım. Ahmet Bey’in benim gibi genç ve sağlık sektöründe deneyimi olmayan bir adaya, o görüşmede verdiği pozitif motivasyon ve enerjiyi hala takdir ve biraz da hayretle anarım. Memorial’da çalışmaya başladığımda sadece birkaç kişiden oluşan çekirdek kadro içerisinde Mehmet Gür de genç bir profesyonel olarak firmanın tüm mali işlerini yüksek bir sorumluluk duygusu ve başarıyla yönetiyordu. 1996-1999 yılları arasında ekip olarak geceli gündüzlü çalışmalarla hastanenin inşaat ve donanım çalışmalarını tamamlamış, o yıllarda İstanbul’un en görkemli özel hastanelerinden biri olarak 2000 yılında işletmeye açmıştık. 2001 yılında Türkiye’de ilk kez JCI Accreditation belgesini almayı başaran sağlık kuruluşu olmuştuk. Memorial’daki serüvenim 2002 yılında sona ermiş ve bundan sonraki kariyerime İsveç’te devam etmeye niyet etmiştim.

Ancak, İsveç’e gideceğim günün öncesinde bir arkadaşımı ziyaretim esnasında Ülker Grubu'nun üst düzey bir yöneticisiyle tanıştım. İsveç’e gidip gelmemin hemen akabinde de orada çalışmaya başladım. İlk olarak BTT'de üç yıl boyunca Genel Müdür olarak görev yaptım ve firmanın yıllık cirosunu 69 milyon dolardan 700 milyon dolar düzeyine yükselterek binlerce farklı tüketim ürününün ticaret deneyimini yaşadım. Ülker'de İcra Kurulu Sekretarya sorumluluğunu da üstlenmiştim.
2005 yılında ise Ülker Golf'e Genel Müdür olarak atandım. Böylelikle çok yüksek rekabet düzeyi ve aşırı sezonsallığı ile alanının en zorlu konularından biri olan ORTADOĞU İNŞAAT, TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR ŞİRKETLERİ ARASINDA - SÖYLEŞİ - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrasıdondurma işine adım atmış oldum. Burada da 2009’a kadar çalıştım. Pazar payımızın yüzde 15’den yüzde 25’e çıkarılması ve kâr eden bir kuruluş haline gelmesine katkı sağladım.

2009 yılı sonlarında bu kez de yine bir tavsiye üzerine tamamen farklı bir sektör olan elektrik tesisat malzemeleri alanında faaliyet gösteren Viko Elektrik ve Elektronik firmasında genel müdür olarak göreve başladım.
Üretiminin yüzde 40’nı 70 farklı ülkeye ihraç eden ve Türkiye’nin yanı sıra Ukrayna, Kazakistan, Özbekistan gibi pek çok ülkede pazar lideri olan şirketin, 2013 yılında bir Japon firmasına satılmasında önemli rol üstlendim. Şirketin el değiştirmesinin ardından 2017 yıl sonuna kadar burada CEO olarak görev yaptım. Görevim boyunca pek çok farklı ülkeye gerek satış ve pazarlama gerekse üretim ve tedarik amaçlı seyahat etme ve iş yapma fırsatı buldum. Ayrıca 70 milyar dolar ciroya sahip olan bu kurumun tüm üst düzey yönetici kadrosu ile tanışma ve çalışma deneyimini yaşamış oldum.

Tüm bu yıllar boyunca Gür Ailesi ile yakın ilişkimiz, karşılıklı sevgi ve saygımız her zaman devam etti. Nihayet tekrar birlikte olma arzumuz hayata geçti ve 2018 yılı Şubat ayından itibaren tekrar yuvaya dönmüş oldum.

Görüldüğü üzere asıl alanınız endüstri olmasına rağmen farklı birçok sektörde yer almışsınız. Peki, farklı iş kollarına olan bu motivasyonunuzu neye borçlusunuz?

Sanırım böyle bir kariyer yolculuğunu gerçekleştirmemde, Endüstri Mühendisliği gibi işletme ve mühendislik disiplinlerini bir araya getiren ve oldukça jenerik bir bölümden mezun olmam etkili oldu. Ayrıca yeni meydan okumalara ve yeni ufuklara yelken açmayı seven bir yapıda oluşum da bunda önemli rol oynadı diyebilirim. Sonuçta her yeni iş alanı veya işletmeye bir sistem olarak bakıyor ve o sistemsel bakış açısıyla çözümlemeye çalışıyorsunuz. Malumunuz her sistemde girdiler, prosesler ve çıktılar söz konusudur. Analitik bir bakış açısıyla tüm bu süreçleri ele alır ve uyumlu bir takım çalışması gerçekleştirebilirseniz çözümleyemeyeceğiniz bir sistem yoktur. Tabii ki her işin kendine özgü nüansları, kritik bilgileri ve sırları vardır. Bunları da o işe odaklanarak ve içinde yaşayarak öğreniyorsunuz. Burada önemli olan hususlardan birisi, hangi iş olursa olsun o işte anlamlı bir süre sebat etmek ve çok sık değişiklik yapmamak olmalıdır. Her ne kadar benim kariyerim bu ilkenin biraz dışında seyretmiş gibi görünse de yine de görev aldığım her firmada ortalama beş yıl gibi süre çalıştım.

Çok yönlülüğünüzü kariyer hayatınızın yanı sıra kişisel yaşamınızda da görmek mümkün mü?

Kişisel hayatımda bana egemen olan duyguyu sorguladığımda, cevabının “sevgi” olduğunu söyleyebilirim. Çünkü hayatı bir bahçe gibi görüyorum. Nasıl ki bir gül bahçesinde güllerin yanında dikenler de varsa, hayatın içinde de güzellikler ve bize güzel görünmeyen olumsuzluklar birlikte bulunuyor. Önemli olan olumsuzluklara değil, güzelliklere odaklanmak ve onları görmeye çabalayarak hayatımızda sevgiyi egemen kılmaktır. Bize güzel görünmeyen şeylere ise gözümüzü kapamak yerine arkasındaki hikmeti anlamaya çalışmanın bizleri daha da olgunlaştıracağını düşünüyorum.

Ailem ve dostlarımla beraber zaman geçirmeyi çok seviyorum. Bu arada 4,5 yaşındaki torunumuz Nil’in doğumundan beri ailemizin neşe kaynağı olduğunu söylemeliyim. İş yaşamımın izin verdiği ölçüde farklı yerleri gezmek, oraların tarihi ve otantik özelliklerini ORTADOĞU İNŞAAT, TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR ŞİRKETLERİ ARASINDA - SÖYLEŞİ - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrasıkeşfetmek bana her zaman çekici gelmiştir. Sporla ilişkim son yıllarda azalsa da tenis, masa tenisi ve yüzme sevdiğim sporlar arasındadır. Daha genç yaşlarımda çokça futbol oynamış ve lisanslı voleybolcu olarak müsabakalara çıkmıştım. Yine de iyi bir Galatasaraylı olarak tüm spor faaliyetlerini izlemek başlıca hobilerim arasındadır. Bir de babamdan intikal eden mütevazi bir amatör sanatçı kimliğimden bahsedebilirim. Resim yapmak, şiir yazmak ve biraz da gitar çalmak kendimi dinlendirmek için baş vurduğum teneffüs zamanlarım arasında. Son olarak mutlaka iki baş ucu kitabım olduğunu ve her gün bunlardan birkaç sayfa okumayı ihmal etmediğimi söyleyebilirim. Bunların biri çoğunlukla manevi yolculuğumuza dair bir kitap, diğeri ise liderlik, tarih veya biyografi alanında bir eser olur.

Geçen yıl itibarıyla yeniden Ortadoğu Holding ile çalışmaya başladınız; ancak bu kez Ortadoğu İnşaat bünyesinde, Grup Başkanlığı görevini yürütüyorsunuz. Ortadoğu İnşaat’ı bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Ortadoğu bünyesinde İnşaat Grup Başkanlığının yanı sıra İcra Kurulu Üyesi konumunda da bulunuyorum. Grubumuzun çalışma alanları olan; enerji, sağlık, çevre teknolojileri ve turizm alanlarında İcra Kurulumuza katkı sağlamaya çalışıyorum.
Ortadoğu İnşaat’a gelecek olursak, bu alanda ülkemizin en köklü ve en dinamik kuruluşları arasında yer aldığımızı söylemeliyim. Grubumuzun kurucu büyükleri, 1980’li yıllardan beri inşaat sektöründe ses getiren projelere imza atmışlar; ikinci jenerasyonu temsil eden Mehmet ve Kadir Beylerin liderliğinde gerçekleştirilen projelerle ise bir üst lige çıkılmış ve Ortadoğu İnşaat, ülkemizin en güven veren şirketleri arasında yer almıştır. Geçmiş yıllarda İstanbul Memorial Kompleksi, Ortadoğu Plaza, Famas Plaza, Middleist Sitesi, Gönülevler Sitesi, Zekeriyaköy Villaları, Wome Deluxe gibi pek çok proje Ortadoğu tarafından bitirilmiştir. Yeni dönemde ise projelerimizi “Resim” çatı markası altında topluyoruz. Bunlar arasında Resim İstanbul, Resim Yeni Nesil ve Resim MOD hali hazırda tamamlanmış durumda. Resim Modern, Resim Hayat ve Resim Çengelköy ise devam eden veya başlangıç aşamasındaki projelerimiz arasında yer alıyor. Ayrıca Trabzon’da Wome Deluxe Trabzon projemizin inşaatı da devam ediyor. Ülkemizin kalkınma ve büyüme yolculuğunda Ortadoğu İnşaat’ın üstleneceği daha çok görev ve proje olduğuna inanıyor ve grup olarak buna hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Türkiye’nin lokomotif sektörleri arasında yer alan inşaatın ülke ekonomisine katkıları ile ilgili düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilir misiniz?

İnşaat sektörü, 200 civarında farklı alt sektöre iş alanı açıyor ve gayrisafi milli hasılanın doğrudan yüzde 9’u, dolaylı olarak ise yaklaşık yüzde 30’unu teşkil ediyor. Dolayısıyla inşaat sektörünün, ülke ekonomisinin gelişimi için ana eksenlerden biri olduğuna kuşku yok. Ülkemiz sürekli artan nüfusu ve dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden olması itibarıyla oldukça dinamik bir yapıya sahip. İhtiyaçları da sürekli artıyor. Ülkenin organik büyümesi, her yıl ortalama 600 bin yeni konutun üretilmesi gereğini ortaya koyuyor. Buna ek olarak özellikle deprem riski nedeniyle kentsel dönüşüme tabi tutulması gereken konut sayısının 6-7 milyon civarında olduğu ve bunların da aslında en kısa sürede dönüştürülmesi zorunluluğu düşünüldüğünde inşaat sektöründeki gelişim ihtiyacı çok üst düzeyde diyebilirim. Kentsel dönüşümün örneğin risk açısından çok uzun olsa da 15 yılda tamamlanacağı düşünülse dahi her yıl ortalama 400 bin adet konut da bu kapsamda üretilmelidir. Kısacası normal şartlarda her yıl yaklaşık 1 milyon adet konutun üretilmesi, ülkemiz için reel bir ihtiyaçtır ve bu potansiyel dünyada pek az ülkede bulunabilir.

Biz Ortadoğu Holding olarak bu ülkenin potansiyeline ve geleceğine yürekten inanıyoruz. Dünya düzeni yeniden kuruluyor ve Türkiye olarak yeni dünyada yerimizi daha güçlü bir şekilde alacağımıza ve yeniden bir cazibe merkezi olacağımıza inancımız tam. Son dönemde ülkemizin yaşadığı bunca travmanın içinden daha da güçlenerek çıkması, ülkemizin ve milletimizin gelecekte neler başarabileceğinin kanıtıdır. Biz de 2023 vizyonuna odaklanarak ülkemiz, kuruluşumuz, çalışanlarımız ve müşterilerimiz için değer üretmeye ve misyonumuzu gerçekleştirmeye çaba sarf edeceğiz.