Türkiye Kentsel Dönüşümle Yenileniyor
Türkiye, 2023 Stratejik Vizyonu doğrultusunda belirlediği hedeflerine doğru ilerlerken kentsel dönüşümle de yenilenme sürecini sürdürüyor

Adım Adım Kentsel Dönüşüm


1. Adım: Proje temini için belediyeye başvuru yapılır.
2. Adım: Deprem Risk Raporu için lisanslı kuruluşa başvurulur.
3. Adım: Lisanslı kuruluş, Deprem Risk Raporu’nu hazırlar.
4. Adım: Rapor, lisanslı kuruluş tarafından onay için Çevre Şehircilik Bakanlığı İl Kültür Dönüşüm Müdürlüğü’ne verilir.
5. Adım: Bakanlık Deprem Risk Raporu’nu onaylar akabinde de Tapu Müdürlüğü’ne yazı yazar. Böylece Bakanlık, bina tapu kütüğüne “Riskli Yapı” şerhini koyar.
6. Adım: Kat malikleri en az 2/3 çoğunluk ile “Bina Ortak Karar Protokolü”nü hazırlar.
7. Adım: Bina Ortak Karar Protokolü, İl Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’ne sunulur.
8. Adım: Binanın inşası veya güçlendirilmesi için müteahhit/inşaat şirketi ile anlaşılır.
9. Adım: Binanın inşası veya güçlendirilmesi için tüm projeler hazırlatılır ve belediyeden ruhsat alınır.
10. Adım: Kentsel dönüşüm kira yardımı için başvuru yapılır.
11. Adım: Kentsel dönüşüm kredisi için başvuru yapılır.
12. Adım: Yapımı tamamlanan binanın iskanı alınır.

Türkiye’nin son yarım asrına bakacak olursak gecekondu adı verilen yapılaşma örneklerinin 1900’lü yılların ikinci yarısından sonra çok fazla arttığını söylemek mümkün. Özellikle 1960’lı yıllardan sonra Türkiye’nin hayata geçirdiği yatırımlarda yaşanan ivme, İstanbul başta olmak üzere birkaç büyük şehri etkisi altına aldı. Durum böyle olunca da Türkiye’nin Marmara Bölgesi’nin dışında kalan kesimlerinde yaşanan işsizlik, kişileri İstanbul’a göçe zorladı. 80’li yıllara gelindiğinde ise bu göç olgusu, kaçak yapılaşmayı da beraberinde getirdi. Türkiye’nin deprem riski en yüksek olan şehirleri arasında yer alan İstanbul gibi bir kentte bu çarpık yapılaşmanın artması, binaların uzun ömürlü olmasının da önüne geçti. 1990’lı yıllara geldiğimiz ise deprem gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıktı. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de 17 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen depremle birlikte ciddi can ve mal kayıpları yaşandı. 17 Ağustos’un ardından 12 Kasım 1999’da Düzce’de gerçekleşen deprem, 2011 yılında 604 kişinin hayatını kaybettiği Van Depremi gibi birçok afetin yaşandığı Türkiye’de, halk deprem gerçeğiyle yüzleşmiş oldu. Buna rağmen nüfus artışı ve hızlı şehirleşme, düzensiz ve deprem dayanımı az binaların artmasına sebep oldu. Tüm bu yaşanan gelişmeler, kentsel dönüşüm çalışmalarının gerekliliğini gözler önüne serdi. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması göz önünde bulundurulduğunda çarpık kentleşme nedeniyle kullanım ömrünü tamamlamış binaların dönüşüme girecek olması, doğal bir süreç olarak karşımıza çıktı. Bu nedenle de Türkiye’de, 2012 yılında “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı” çıkarıldı.

Amaç Sağlıklı ve Güvenli Yapılar İnşa Etmek

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı ile riskli bölgelerin ve yapıların tespit edilmesi, söz konusu alanların ve binaların daha yaşanılabilir hale getirilmesi ve kısa ömürlü binaların modernize edilmesi amaçlanıyor.  Bu durum aynı zamanda çarpık kentleşmenin de önüne geçilmesi bakımından ayrıca önem taşıyor. Kentsel dönüşüm ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında, olası afetlere karşı maksimum dayanıma sahip olan daha sağlıklı ve güvenilir yaşam alanları tasarlanıyor. Böylece Türkiye, yaşanması muhtemel felaketlere karşı olası hasarı en aza indirgemeyi planlıyor. Binaların yıkım kararı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belediyeler, valilik, TOKİ ve bakanlığın görevlendirdiği özel yapı denetim firmaları tarafından yerine getiriliyor. Bu bağlamda risk tespit edilen yapılar, en kısa zamanda güçlendirilerek ya da yıkılıp yeniden yapılarak dönüştürülüyor. Ayrıca kentsel dönüşüm faaliyetleri, riskli yapı raporu alan binaları kapsıyor. Sonradan güçlendirilen binalar ise bu kapsama girmiyor.

Riskli Yapılar Tespit Ediliyor

Yaşanılabilecek herhangi bir afet durumuna karşı yeterli dayanıma sahip olmayan binalar, içinde yaşayan insanların can güvenliğini tehlikeye atmış oluyor. Afet anında tehlike arz eden bu konutlar ise riskli yapılar olarak adlandırılıyor. Bir yapının riskli kabul edilebilmesi için de binanın Deprem Risk Raporu’na sahip olması gerekiyor. Bu rapora sahip binaların kentsel dönüşüme girmesi için gerekli başvuruların ve değerlendirmelerinin yapılmasının ardından onay sürecine geçiliyor. Alınan onayın sonrasında da çalışmalar başlıyor.

Kira Yardımı ve Kredi Desteği Veriliyor

Kentsel dönüşüm sadece afet riski olan bölgelerde bulunan binaları kapsamıyor. Bu süreçte riskli bir bölgede olmamasına rağmen risk taşıyan binaların da güçlendirilmesi ya da yıkılıp yeniden inşası gerçekleştiriliyor. Hak sahiplerinin de mağduriyet yaşamaması adına çeşitli destekler de veriliyor. Devlet tarafından hak sahiplerine geçici olarak konut ve iş yeri tahsisi gerçekleştiriliyor. Ayrıca devletin söz konusu kişiler için kira yardımı ve kredi desteği de bulunuyor.

Bakanlık Kentsel Dönüşüme Yoğunlaştı

Geçen aylarda Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, kentsel dönüşümle ilgili açıklamalarda bulundu. Kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verdiklerinin altını çizen Bakan Özhaseki, “2018 yılında bakanlık gündemimizin ana konularını kentsel dönüşüm oluşturacak.” dedi. 81 ilde dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Özhaseki, 7 buçuk milyon bağımsız birimin yeniden yapılacağını ve yılda 500 bin konutun yeniden üretileceğini söyledi. Bakan Özhaseki, “3 milyondan fazla vatandaşımızın can güvenliğini teminat altına alabilmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz. 49 farklı ilde 188 adet riskli alan ilan ettik. Ve bu bölgelerde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık.” diye konuştu.