TÜRKİYE, ÇEVRECİ ENERJİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA
Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında yapılan yatırımlar, son beş yılda artarak yaklaşık 2 milyar dolar oldu

Orta ve uzun vadede Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını ve enerji masraflarını büyük ölçüde azaltacak olan yenilenebilir enerji; yatırım alanlarından çevresel faktörlere, millî gelirden istihdama ve enerji arzının güvenliğinden kaynak çeşitliliğine kadar birçok alanda sürdürülebilir fayda sağlayacak

Yenilenebilir enerji, ülkelerin enerji ihtiyaçlarını öncelikle yerli kaynaklardan karşılayabilmeleri ve dışa bağımlılıklarını azaltmaları noktasında çok önemlidir. Çevre dostu enerji kullanımının hava başta olmak üzere iklim ve doğal ortamı daha yaşanabilir kılacağını da eklersek, sanırım ülkelerin bu alanda yaptıkları çalışmaların ne anlama geldiğini daha net ifade etmiş oluruz. Bugün dünya genelinde kullanılan enerjinin ancak yaklaşık yüzde 25’i yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor. Fosil yakıtlara olan bağımlılık sürerken çevreci enerji kaynaklarının üretimi ve kullanımı da her geçen yıl artmaya devam ediyor. Ülkemizde hidroelektrik enerji üretim hatlarının kurulu gücünün yüksek olması sebebiyle yenilenebilir enerji kaynaklarının genel tüketim içerisindeki payı, yüzde 35’lerde seyrediyor. Rüzgâr ve güneş gibi modern yenilenebilir enerji çeşitleri olarak tanımlanan kaynakların oranları ise yıllar içerisinde artmasına rağmen henüz tatmin edici seviyelerde değil.

TÜRKİYE, ÇEVRECİ ENERJİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA - Enerji - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim MecrasıTürkiye’nin Yenilenebilir Enerjideki KonumuTÜRKİYE, ÇEVRECİ ENERJİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA - Enerji - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası

Ülkemiz, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla bütün yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanma imkânına sahip bir konumda. Başta hidroelektrik santrali (HES), rüzgâr enerjisi santrali (RES), güneş enerjisi santrali (GES) ve jeotermal kaynaklar bakımından Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında, Türkiye’nin yüksek kapasitesi göze çarpıyor. Bu kaynaklardan yararlanma oranımız istenen seviyelerde olmasa da kamu tarafından yapılan düzenlemeler ve bu alandaki yatırımlar sonucu yaşanan gelişmeler, memnuniyet verici. Türkiye’nin kuruluşunun yüzüncü yılına denk gelen 2023 yılı için Hükümetimiz tarafından belirlenen hedeflerde de yenilenebilir enerji konusu önemli bir yer tutuyor. Bu vizyon doğrultusunda atılacak adımlarla ülkemizin millî sermayesi ile nitelikli çalışmalara imza atılması planlanıyor. Buna göre; 2023 Türkiye’sinin enerji sarfiyatının bu yıla kıyasla yaklaşık iki kat artacağı öngörülüyor. Bu doğrultuda toplam elektrik üretiminin içerisindeki yenilenebilir enerjinin payının da yüzde 30 artması hedefleniyor. Ülkemizin öz sermayesi olarak elinde bulunan bu kapasitenin etkin ve verimli bir şekilde kullanılması adına son yıllarda yaşanan pozitif gelişmeler ve bu alana yapılan yerli ve yabancı yatırımlar, gelecek hedeflerin gerçeklemesine olumlu katkı sağlıyor. Orta ve uzun vadede Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını ve enerji masraflarını büyük ölçüde azaltacak olan yenilenebilir enerji; yatırım alanlarından çevresel faktörlere, millî gelirden istihdama ve enerji arzının güvenliğinden kaynak çeşitliliğine kadar birçok alanda sürdürülebilir fayda sağlayacak. Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi coğrafi konumumuzdan dolayı hem kendine yetebilen ülkeler arasına girmiş olacağız hem de enerji ticaretinde merkez ülke konumumuz güçlenecek.

Yenilenebilir Enerji Yatırımları Artıyor

Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında yapılan yatırımlar, son beş yılda artarak yaklaşık 2 milyar dolar oldu. Türkiye bu yatırımlar sayesinde yenilenebilir enerji alanında İngiltere, Fransa ve Hollanda ile birlikte 1 milyar dolar eşiğini aşan dört Avrupa ülkesinden biri oldu. Buradan hareketle Türkiye’nin özellikle son yıllarda yenilenebilir enerji alanında çok önemli ilerlemeler kaydettiği söylenebilir. 2018 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam enerji kaynaklarının yaklaşık yüzde 32’sini yenilenebilir kaynaklar oluşturuyor. Bu oranın büyük bir çoğunluğu hidroelektrik enerji kaynaklarından sağlanırken en düşük pay güneş enerjisine ait. Dünyada modern yenilenebilir enerji üretiminin hızla arttığı bir ortamda Türkiye’nin de bu alanlarda gelişme gösterme gerekliliği yadsınamaz bir gerçek. Bu doğrultuda devlet ve özel sektör tarafından ortaya konulan hedeflere paralel olarak yenilenebilir enerji potansiyelleri değerlendiriliyor ve bu alanda yatırım planlamaları yapılıyor.

Türkiye’de 2010 yılı öncesine kadar güneş enerjisi genellikle binaların çatılarında termal güneş sistemleri adı altında su ısıtma amacıyla kullanılırken, 2010 yılından itibaren güneş paneli sistemlerinde bir büyüme trendi gözlemlenmiş ve güneş enerjisinden elektrik üretimi noktasında çalışmalar hız kazanmıştır. Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı çerçevesinde 2023 yılı için ısıtma ve soğutma ihtiyacının en az yüzde 15’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması amacı doğrultusunda güneş enerjisinin daha etkin, verimli, teknolojik ve yenilikçi bir biçimde kullanılması gerekmektedir. Bu açıdan Türkiye coğrafi konumunun avantajlarını en iyi biçimde kullanmak ve en kısa zamanda güneş enerjisi kullanımını yaygınlaştırmak zorundadır.

TÜRKİYE, ÇEVRECİ ENERJİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA - Enerji - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası

Türkiye’nin Rüzgâr Ve Jeotermal Potansiyeli

  • Rüzgâr Enerjisi

Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olması nedeniyle rüzgâr enerjisi potansiyeli bakımından oldukça önemli bir konumda yer alıyor. Türkiye’nin hesaplanan rüzgâr enerjisi potansiyeli, yaklaşık 88 bin MW ve bu potansiyelin büyük çoğunluğu Ege, Doğu Akdeniz ve Marmara bölgelerinde bulunuyor. OECD ülkeleri arasında ise bu alandaki en yüksek potansiyel ülkemize ait. Türkiye’nin bugün Almanya gibi önde gelen bir ülkenin ürettiği rüzgâr enerjisinin yaklaşık 7 katı daha fazla enerji üretebilecek kapasitesi var. Öyle ki Türkiye’de rüzgâr hızı ortalama 7,5 m/s olarak hesaplanıyor.

  • Jeotermal Enerji

Yer kabuğunun çeşitli bölgelerinde toplanan sıcak su, buhar ve gazlardan elde edilen jeotermal enerji, az maliyetli ve çevreci bir yenilenebilir enerji kaynağı. Türkiye coğrafi ve tektonik konumu nedeniyle bu yenilenebilir enerji kaynağının yaygın olarak bulunduğu bir bölgede yer alıyor. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)’nün yaptığı hesaplamalara göre; Türkiye toplam 31 bin 500 MW termal ısı potansiyeline sahip. Bu özelliği ile Türkiye; Avrupa’da birinci, dünyada ise yedinci sırada yer alıyor.

Türkiye’de jeotermal enerji kurulu gücü yıllar içerisinde önemli bir gelişim gösterdi. 2002 yılında 17,5 MW olan kurulu güç, 2018 yıl sonu itibarıyla 900 MW seviyesine yaklaştı. Bu rakamın 2023 hedefleri çerçevesinde 1000 MW’a ulaştırılması öngörülüyor. Türkiye’nin jeotermal ısı enerjisi kapasitesi bakımından dünyada Çin’in ardından ikinci sırada gelmesi, bu alana yönelmemiz gerektiği konusunda önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

TÜRKİYE, ÇEVRECİ ENERJİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA - Enerji - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası

Jeotermal alanındaki bu büyük oranlar, Türkiye’nin jeotermal enerjide potansiyel ve kapasite artışı bakımından dünyada önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Jeotermal enerji; arz güvenliğine sağladığı katkı, düşük maliyet gereksinimi ve çevreci bir kaynak olması nedeniyle enerji üretiminde tercih edilen bir unsur durumunda.

Dünyada Yenilenebilir Enerji PotansiyeliTÜRKİYE, ÇEVRECİ ENERJİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA - Enerji - Mono – Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Mecrası

Yenilenebilir enerji, dünya enerji üretimindeki yerini hızla güçlendiriyor. Toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 25’i yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor. Bu oranın büyük kısmı hidroelektrik santrallerinden sağlanırken yüzde 7’lik kısmı rüzgâr, biyoenerji, güneş ve jeotermal gibi kaynaklardan üretiliyor. Fosil yakıtlardan enerji üretimi günümüzde hala üretim üstünlüğünü korusa da dünyada birçok ülke yenilenebilir enerji alanında projeler geliştirmeye devam ediyor.

Yenilenebilir enerji üretiminin önündeki en büyük engel, yatırım ve diğer girdi maliyetleri olarak karşımıza çıkıyor. Çevreci enerjinin yaygınlaşması adına ülkelerin ortak çalışmalar yapması hem maliyetleri düşürmesi hem de fosil yakıttan üretilen enerji üstünlüğüne son verecek olması bakımından önem arz ediyor. Özellikle kıyı şeridi olan ülkelerin rüzgâr kapasitesinin yüksekliğinden kaynaklı güçlü potansiyelleri, üretim maliyetlerinin aşağıya çekilmesinde ciddi bir rol oynayacağa benziyor.